İçeriğe geç

Zazalar HDP’li mi ?

Zazalar HDP’li mi? Bir Sohbetin Ardında Kalan Sorular

Kayseri’de bir akşam, yazın sonlarına yaklaşırken, sokakta ki kalabalık yavaş yavaş dağılmaya başladı. Akşam serinliğiyle birlikte bir nevi içsel bir huzursuzluk sarmıştı beni. O an, her şey gibi, bir şeyler de yerli yerinde değildi. Bir kafede, eski bir dostumla karşılaştım; adı Mehmet. Uzun zamandır görüşmemiştik ve hepimizin içi dolu dolu, günün konuşmalarından farklı bir şeyler konuşmak istiyorduk. Konu, hepimizin beklediği gibi, bir şekilde siyasete kaydı. O gün, tam da o akşam, “Zazalar HDP’li mi?” sorusu kafamı meşgul etmeye başladı.

İçimdeki Sorular ve Kaybolan Yanıtlar

Mehmet’le eski günlerdeki gibi sohbet etmek her zaman çok kolaydı. Ama bu kez bir şeyler eksikti. Bir yandan konuştukça, içimdeki soru büyüyordu: “Zazalar HDP’li mi?” Mehmet, o kadar sakin, o kadar sabırlıydı ki, sanki bu soru ona her zaman soruluyormuş gibi cevap veriyordu. Ama ben hissettiğimi söyleyemiyordum, çünkü bir yandan da şaşkındım; çok derin, çok karmaşık bir soruydu bu.

Bildiğimiz, Zazaların kökenleri, kendi içlerinde bir kimlik mücadelesinin olduğu bir gerçekti. Bir grup insanın HDP’ye destek vermesi, diğerlerinin ise farklı bir siyasi yol izlemesi. Ama gerçekten Zazalar, “HDP’li mi”ydi? Bunu anlamak için kimliğin ve aidiyetin ötesine geçmek gerekirdi belki de. Mehmet’in söyledikleri aklımda dönüp duruyordu: “Bizi birleştiren sadece etnik kimlik değil, düşünceler de var.”

Ben ise bu kadar basit bir yanıt beklemiyordum, belki de korkuyordum, ya Mehmet’in söyledikleri yanlışsa? Ya HDP’nin Zazalarla gerçekten güçlü bir bağı varsa ama ben bunu anlamıyorsam? Bu kadar karmaşık bir şey, insanın aklını fazlasıyla meşgul ederdi.

Hayal Kırıklığının O Anki Hissi

Birkaç dakika sessizlik oldu. İçimdeki ses, “Hayır, bu soruya bir yanıt bulamazsın” diyordu. Oysa bir yanıt arıyordum. Ama bulamıyordum. Duygusal olarak, kendimi çözüme kavuşturulmamış bir hikâyenin tam ortasında hissettim. Mehmet’in bana verdiği yanıtları anlamaya çalıştıkça, kendi içimdeki hayal kırıklığını hissetmeye başladım. Çünkü bir yanıt yoktu. Bunu kabul etmek, beni rahatsız etti. O kadar basit değilmiş meğerse.

Zazalar, sadece HDP’li değillerdi. Onlar, kendilerine ait bir kimlik ve kültürle varlardı. Ama bu kimlik de, ne bir partinin, ne de bir siyasi ideolojinin kapsamına girebilir miydi? Mehmet’in söyledikleri bir anlamda doğruydu, Zazalar, tıpkı diğer halklar gibi, bir çok siyasi görüşe sahip olabilirdi. Ama ben de kendi duygularımla savaşırken, bu gerçekliği kabullenmekte zorlanıyordum. Neden? Çünkü bu soru, politik bir kimlik sorgulaması gibiydi, bir şeyin kesin olmaması, insanı hep bir belirsizliğe iterdi.

Umut, İleriye Bakarken

Sonra, birden, aklıma geldi: Belki de bu meseleye çok duygusal yaklaşmıştım. Düşüncelerim de, kalbimdeki kararsızlık gibi sıkışmıştı. Sadece HDP ya da başka bir partiye bağlı olmak, Zazaların kimliğini anlamak için yetersizdi. Zazalar, içlerinde zengin bir kültüre, bir geçmişe sahip insanlardı. Belki de, kimseyi zorla bir partiye, bir fikre ait hissettirmek doğru değildi. Her şeyin ötesinde, o akşam gördüğüm şey, belki de en basit yanıtıydı: Zazalar bir kimliktir, bir toplumdur, sadece bir partiden ibaret değillerdir.

Daha sonra Mehmet’in dediği gibi, “Zazaların HDP’li olup olmadığı sorusuna verdiğimiz yanıt, aslında içimizde taşıdığımız kimliğe, neye ait olduğumuza ve bu aidiyetin nasıl şekillendiğine bağlı.” O an, bir umut duydum içimde. Belki de her şey basitçe insanların ruhundaki değişikliklerde gizlidir. Kimlik sadece bir partiden ibaret değildir, bir ideolojiye, bir kişiye de sıkıştırılamaz. Kimlik, insanın kendi iç yolculuğu, ait olduğu yerin, zamanın ve kültürün bir parçasıdır. Zazalar da bu parçanın bir parçasıdır, kendi tarihlerini ve kimliklerini bir kenara koyamazlar.

Ve Sonra, O Anın Gerçekliği

Akşamın sonunda, kafede, içimde çok karışık duygularla kalktım. Bu yazıyı yazarken de, o akşamki hislerim hala taze. “Zazalar HDP’li mi?” sorusuna verdiğim yanıt, bu kadar kolay bir şey değil. Bunu anlamak için sadece partilere, siyasetçilere değil, bir halkın tarihine, mücadelesine ve kişisel kimliğine de bakmak gerekiyor. Bu yazıyı yazarken aslında bir cevaba daha ulaşmak istiyorum, ama belki de bu sorunun cevabı çok daha derin, daha insani bir şey. Kimlik, aidiyet, bir halkın, bir kişinin geçmişi; bunlar bir bütün oluşturuyor. Belki de en güzel yanıt, hepimizin bir arada var olması, birbirimizi anlama çabasıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbetilbet mobil girişbetexper yeni giriş