İçeriğe geç

Gudumsuz ne demek anlamı ?

Gudumsuz Ne Demek? Anlamı Üzerine Eğlenceli Bir İnceleme

İzmir’de yaşayan 25 yaşında, bir o kadar espri dolu ama bir o kadar da içsel monologlarıyla boğuşan biri olarak, bazen kelimeler üzerine düşündüğümde karşımda başka bir evrenin kapıları açılıyor. Ama tabii, hayatta her şeyin bir anlamı var, değil mi? Hani şu “gudumsuz” kelimesi de var ya, işte o da bende böyle bir hal yaratıyor. Günlük hayatta duyduğumuz ama çoğu zaman anlamını tam olarak bilmediğimiz bu kelime, aslında çok şey anlatıyor. Gelin, hep birlikte “gudumsuz”un ne demek olduğunu, gündelik hayatla nasıl birleştirdiğimi ve bir İzmirli olarak bunu nasıl özümseyip komik hale getirdiğimi inceleyelim.

Gudumsuz Ne Demek?

İlk önce kelimenin temel anlamına bakalım: Gudumsuz, aslında “güdümlü olmayan” anlamına gelir. Yani bir şeyin ya da bir kişinin, herhangi bir yönlendirici, yönetici ya da amaç doğrultusunda hareket etmediğini ifade eder. Zaten “güdümlü” kelimesi de buradan gelir; yönlendirilen, bir amaca hizmet eden anlamına gelir. Şimdi gelelim bu kelimenin biraz da mizahi bir boyutuna.

Bir insanın “gudumsuz” olması, yani bir amaca hizmet etmemesi, bazen tam da bir İzmirlilik hali gibi düşünülür. Hayatı sorgulamadan, ama derinlemesine düşünmeden yaşamak. Hani o “Aman ne olacak, bir şekilde geçer” tavrı vardır ya, işte tam o noktada karşımıza çıkar bir İzmirli’nin “gudumsuzluğu”.

İzmirli Olmanın ‘Gudumsuz’ Yanı

İzmir’de yaşamak, genelde hayata bir tık daha rahat bakmak demektir. İşler bazen tıkanabilir, işler bazen can sıkıcı olabilir, ama bir şekilde “güdümlemeden” yoluna koyulmaya çalışılır. Kafayı karıştırmamak, önünü görebilmek için bazen her şeyin “gudumsuz” olması gerekebilir. Çünkü İzmirli’nin ruhunda, her an her şeyin çok derin bir anlam taşıması gerekmez. Ne de olsa, bazı şeyler sadece “olduğu gibi” olmalıdır.

Buna bir örnek verecek olursak:

Bir gün arkadaşım Mert, bana şöyle dedi:

– “Abi, bu hafta sonu bir yerlere gidelim mi?”

– “Tabii, nereye gideceğiz?”

– “Ne bileyim işte, bilmediğimiz bir yere gidelim. Ne olacak ki, olur ya, takılırız.”

– “Ooo, ne güzel fikir. Hem belki bir şeyler öğreniriz.”

– “Yok ya, sadece takılalım. Öğrenmeye gerek yok.”

Gördünüz mü? Bu, tam bir “gudumsuz” yaklaşımıydı. “Nereye gideceğimizi bilmeden, ne olacağını umursamadan, sadece takılacağız” anlayışı. Hayatın her anını bu şekilde geçirebilmek, bazen “güdümlü” olmaktan daha huzurlu bir şey olabilir. Bu tavır İzmir’de her zaman geçerli değil mi? Her şey bir şekilde olması gerektiği gibi olacaktır.

“Gudumsuz”u Günlük Hayatla Kucaklamak

Evet, iş hayatında bazı durumlar bizi yönlendirebilir, bazen şefimiz “şu işi yap, şu saatte burada ol” diyebilir. Ancak, İzmirliler için her işin sonu “güzel” olmak zorunda değil. Bir İzmirli’nin ruh haline göre, işte bu “gudumsuzluk” devreye girer. İşte buna bir örnek daha:

Bir gün, bir kafede arkadaşlarla otururken:

– “Ne yapacağız bugün?”

– “Şu an bir şey yapmıyoruz zaten. Takılıyoruz.”

– “Ama bu hafta sonu belki bir konser olur. Hadi gidelim!”

– “Olmaz ya, konserde öyle bir kalabalık olur ki. Bunu yaparken eğlenmek zor olur. Bence o kadar da önemli değil.”

– “Eee, o zaman ne yapalım?”

– “Şu an zaten takılıyoruz. Bence plan yapmanın gereği yok.”

Burada ne olmuş oluyor? Bir anda ‘gudumsuz’ bir tavır devreye girmiş oluyor. O an için hiçbir plan yapmaya gerek yok, çünkü zaten içinde bulunduğumuz an güzel. Bu durum, bazen hayatta her şeyin önceden planlanması gerektiğini düşünen biri için garip olabilir. Ama işte İzmirli “gudumsuz”luğu tam olarak burada devreye giriyor: Plan yapmadan, hayatın tadını çıkarmak.

Gudumsuzluk ve İçsel Sorgulamalar

Tabii bir de bu “gudumsuz” durumunun içsel boyutları var. Çünkü her İzmirli’nin güldüğü kadar düşündüğü bir yönü de vardır. Bir yandan hayatı “güdümlü olmadan” yaşarken, içsel dünyada her şeyin bir anlamı vardır. Hani “Hayat niye böyle?” sorusunu sormaktan vazgeçmediğiniz ama yine de hiçbir şeyin anlamını derinlemesine sorgulamadığınız anlar vardır ya, işte o anlarda tam anlamıyla “gudumsuz” olunur.

Bir gün, sahilde yürürken kendimle şöyle bir diyalog kurdum:

– “Hımm, acaba bu kadar güldüğümde gerçekten mutlu muyum? Yoksa sadece ortam gereği mi?”

– “Neden bu kadar düşünüyorsun? Gudumsuz ol. Takıl.”

– “Ama işin içinde başka bir şey olmalı.”

– “Hayır. Takıl, yaşamı fazla düşünme. Takıl.”

Ve ben, bir İzmirli olarak, içinde bulunduğum anın tadını çıkarmaya karar verdim. Tam da “gudumsuz” olmanın ta kendisi.

Sonuç: Gudumsuz Olmak, Bazen En İyi Seçimdir

Sonuç olarak, “gudumsuz” olmak bazen hayatın içinde kaybolmamak için en iyi çözüm olabilir. Ne olursa olsun, plan yapmaya gerek yok, fazla düşünmeye de gerek yok. Anı yaşamak, yaşadığımız yere ve çevremize saygı göstermek, her şeyi yoluna koyar. Kim bilir, belki de en doğru yol, hiçbir şeyin amacı olmadan, sadece hayata “güdümlemeden” adım atmaktır. Bu yazıyı yazarken de, belki de en doğrusu bu: “İyi yazı yazmak için çok düşünmek gerekmez. Sadece yaz, ve yazarken güldür!”

Bazen plan yapmanın, fazla düşünmenin gereksiz olduğu anlar vardır. Bunu düşündükçe, “gudumsuz” olmanın aslında ne kadar huzur verici bir şey olduğunu fark ediyorum. Ama tabii, ben de bir İzmirli olarak hayatı “güdümlü” olmayan, bazen biraz da “gudumsuz” bir şekilde yaşıyorum. Öyleyse, gelin bu “gudumsuz”luğu bir an olsun hayatımıza alalım. Hem ne demişler, “Gudumsuz ol, hayatı daha iyi anlarsın!”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbetilbet mobil girişbetexper yeni giriş